Hangi Mühendislikler 300 Bin Barajı YÖK? Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Kayseri’nin kararmaya başlayan akşamlarında, dışarıda rüzgar hafifçe esmeye başlıyor. Benimse masamın başında gözlerim ekrana odaklanmış, önümdeki Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine bakarak içimden sürekli bir soru geçiyor: “Hangi mühendislikler 300 bin barajı geçiyor?” Gerçekten de bu kadar zor mu olacaktı? Sonuçlar henüz açıklanmadı ama içimde bir şeyler kırılıyor. Beni tedirgin eden, heyecanla karışık bir korku var. Kayseri’nin sakin akşamında, bu soruların peşinden koşarken, geçmişimle, hayallerimle yüzleşiyorum. Kafamda beliren tüm o belirsizlikler, hem umut hem de kaygı arasında gidip geliyor. Yavaşça, ellerimden kayarak boşluğa doğru düşen zamanla birlikte, duygularım da gün yüzüne çıkıyor.
Genç Bir Mühendis Olma Hayali
Her şeyin başladığı yer, yıllar önceydi. 18 yaşımdayken, üniversiteye hazırlanırken, bu şehirde bir başka Kayserili gencin yaptığını yapmıştım: Mühendislik hayali kurmak. “Mühendis olacağım” demek, belki de o yaşlardaki en büyük hedefimdi. Kimseye “ne olacaksın?” diye sorduğunda, kendimi hep bu cümleyi kurarken bulmuşumdur. Çevremde herkesin söyledikleri, ailesinin beklentileri, bunların hepsi bir şekilde benim içimde birleşip bir tutkuydu. O tutku, bazen korkuya dönse de hep bir yere ulaşma arzusuyla daha da büyüyordu.
Kimi zaman girdiğim sınavlarda başarısız olduğumda, umutsuzluğa kapıldığım anlar oldu. Ama her seferinde kendimi topladım. En sonunda, üniversite sınavım geldi çattı. Kayseri’de yaşayan biri olarak, burada okumak kolay olmamıştı. Yollar kısa değildi, ama hedefim bir mühendislik bölümüydü. “Yüksek puan yapmam gerekiyor, 300 bin barajını aşmak zorundayım” diye hep düşündüm. Bu sayı, aslında tek bir rakamdan daha fazlasıydı. Bir yanda uğruna yıllarca çalıştığım bir hayatın özeti, diğer tarafta ise kaybetmenin verdiği o derin acı vardı.
300 Bin Barajı: Başarı mı Korku mu?
Sınavdan sonra her şey beklediğim gibi gitmedi. Sonuçlar açıklandığında, adım o barajı geçmeyenlerden biri olarak listede yerini aldı. 300 bin barajı ne demekti? Yani bu kadar yıl boyunca, saatlerce çalışarak adım atılan her sınavı geçtikten sonra, son sınavda takılmak… Ne kadar acı vericiydi. Bu kadar uğraşıp da 300 bin sınırına takılmak, insanın içini acıtan bir duygu. Birçok arkadaşım geçmeyi başardı, fakat ben bir adım geride kaldım.
O zaman fark ettim ki bu baraj yalnızca bir rakamdan ibaret değil. O sınav, işin içine hayatın başka boyutlarını da katıyordu. “Hangi mühendislikler 300 bin barajını geçiyor?” sorusu aslında, farklı bir dünyaya açılan bir kapıydı. Bu noktada, sadece sayılarla değil, duygularla da boğuluyordum. Her şeyi alt üst eden bu baraj, bana daha fazla hayal kırıklığı yaşatmıştı. Şimdi, bu sınavla ilgili düşüncelerim belirsizleşmişti.
Umut Arasında Kaybolmak
Beni sıkan tek şey bu sınav sonuçları değildi. Hayal kırıklığının verdiği ağırlık, Kayseri’nin köşe başlarında hissettiğim yalnızlıkla birleşince, kafamda bir karışıklık oluştu. Ama umut edebileceğim başka şeyler de vardı. Hala bir yolum vardı. Geçen yıllar bana, başarının sadece bir sınavın sonucu olmadığına dair bir şeyler öğretmişti.
Daha fazla çözüm yolu aramaya başladım. 300 bin barajını aşamamış olsam da, yine de mühendislik okumak istiyordum. Belki de bu hayal, tek bir sınavla değil, uzun soluklu bir çaba ve azimle gerçekleşecekti. O zamanlar, üniversite hayatının ne kadar zorlayıcı ve çok yönlü olduğunu anlamıştım. İçimdeki bu tutkuyu kaybetmek, başkalarına değil, kendime bir ihanet olurdu.
Bir arkadaşım, “Başarısız olduğun zaman, senin başarı tanımın değişir” demişti. Bu söz, duygularımı bir süreliğine olsun rahatlatmaya yetmişti. Hedefim, sınav puanıyla ölçülen bir başarı değil, bana kendimi en çok tatmin eden yolu bulmaktı. Bu noktada, bir mühendislik bölümü seçmek için hala zamanım vardı ve belki de daha önemli olan şey, kendi içimdeki gücü bulmak ve yeniden başlamak olacaktı.
300 Bin Barajı ve Gelecek
Geleceği şekillendiren her karar, bir başka bilinmeze açılan kapılar gibidir. 300 bin barajını aşan mühendislik bölümleri belki şu anda bana uzak görünüyor, ama belki de o barajın gerisinde başka bir şeyler saklı. Her sınav, bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Kendime her gün yazdığım günlüklerde hatırlattığım bu cümle, en kötü anlarımda bile içimi rahatlatan bir düşünceye dönüşüyor.
Bugün, bu yazıyı yazarken, Kayseri’nin o eski alıştığım sokaklarında yürürken, bir yanda bu kadar yılın sonunda gelen duygusal yük, diğer yanda umutla dolu bir yola çıkan benden önceki jenerasyonun gülümsediği yollar var. Belki de bu yazı, hem geçmişin hem de geleceğin içinde kaybolduğum bir anı, bir zamanı anlatan bir adım olmuştur.
300 bin barajını aşmak, sadece bir sayıdan ibaret değil. O, aynı zamanda insanın kendi içindeki korkuları, hayal kırıklıklarını ve yenilikçi düşünceye ulaşma isteğini yansıtan bir sembol. Benim yolculuğum belki bu barajdan geçerek değil, bu sınavların ne kadar anlamlı olduğunu bilerek devam edecek. Bu yazı da bana, okuyan herkese, 300 binin bir rakamdan daha fazlası olduğunu hatırlatıyor.