Kaos Filmi Ne Zaman? Bir Hikâyenin İçinde Kaybolmak Bazen bir film yalnızca bir film değildir. Bazen bir hikâye, insanın kendi hayatını sorgulamasına, attığı adımları yeniden düşünmesine, hatta kaderle hesaplaşmasına vesile olur. Bugün size, “Kaos” adlı bir filmin vizyon tarihinden çok daha fazlasını anlatacağım. Çünkü bu film, yalnızca bir sinema deneyimi değil; aynı zamanda insan ilişkilerinin karmaşık dokusuna, duyguların ve stratejilerin çarpıştığı o görünmez sahneye açılan bir pencere gibi… Bir Kadın, Bir Adam ve Kaosun Kaderi Deniz, iç dünyası zengin, insanlara dokunmayı seven bir psikologdu. Empati onun dilinde sadece bir kelime değil, bir yaşam biçimiydi. İnsanların en kırılgan anlarında yanlarında olmayı…
Yorum Bırakİş Dünyası İlhamı Yazılar
Kansızlık En Çok Kimlerde Görülür? Sessiz Bir Salgının Portresi Günlük hayatın temposunda bazen en küçük sinyalleri bile fark etmeyiz. Sabahları kalktığımızda halsiz hissederiz, merdivenleri çıkarken nefes nefese kalırız ya da cildimiz solgun görünür. “Belki uykusuz kaldım” ya da “yorgunum” diye düşünür geçeriz. Oysa bu sessiz belirtilerin ardında çok daha yaygın bir gerçek yatıyor: Kansızlık. Peki, bu durum herkesi eşit mi etkiler? Yoksa bazı gruplar diğerlerine göre daha mı risk altında? Gelin, bu sorunun yanıtını birlikte arayalım. Küresel Bir Gerçek: Dünya Nüfusunun %25’i Kansız Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 1,8 milyar insan kansızlıkla yaşıyor. Bu da her…
Yorum BırakAşağıda, bir toplumsal araştırmacının içten bakışıyla başlayıp norm, cinsiyet ve kültür ekseninde yürüyen özgün bir analiz yer alıyor: “Kaç Kişi Madencilik Yapıyor?” – Bir Araştırmacının Sessiz Girişimi Bir araştırmacı olarak, sahadaki toz, ses ve kasvetli galerilerin içine çekiliyormuşum gibi hissederim. Ardında, rakamların ardındaki insanları, onları yaratan toplumsal yapıları, onların tercihlerinin ardındaki kültürel kodları görmeye çalışırım. “Türkiye’de kaç tane maden işçisi var?” sorusu, yalnızca istatistiksel bir merak değildir; o sayı, bir ülkenin toprağa, emeğe, cinsiyet anlayışına ve toplumsal adalete dair anlatısını taşıyabilir. Burada, sayının ötesine bakmalıyız: o emeği verenin kimliği nedir? Hangi normlar onları o işlerde tutar? Kültürel pratikler onları nasıl…
Yorum BırakKamulaştırma Nasıl Gerçekleşir? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Yolculuk Hayatın farklı alanlarında olaylara geniş bir çerçeveden bakmayı seven biri olarak, kamulaştırma konusuna da sadece hukuki terimlerle değil, toplumsal, kültürel ve insani yönleriyle yaklaşmak istiyorum. Çünkü bu konu, yalnızca devletin bir taşınmaza el koyması meselesi değil; aynı zamanda mülkiyet hakkı, kamu yararı ve bireylerin yaşam alanlarına dair derin bir tartışmanın tam merkezinde yer alıyor. Kavramın Temelleri: Kamulaştırma Nedir? Kamulaştırma, en basit tanımıyla devletin veya kamu tüzel kişiliklerinin, kamu yararı amacıyla özel mülkiyetteki taşınmazları bedeli karşılığında zorunlu olarak almasıdır. Bu uygulama, modern hukuk sistemlerinde temel hak ve özgürlüklerle yakından ilişkilidir. Çünkü bir…
Yorum BırakKamera Şakası Ne Demek? Bilimin Merceğinden Mizahın Psikolojisine Bir Bakış Hiç sosyal medyada bir kamera şakasına denk geldiniz mi? Önce kahkaha attınız, sonra belki de “acaba bu şaka fazla mı ileri gitmiş?” diye düşündünüz. Ben de tam bu noktada merak ettim: Kamera şakaları neden bu kadar etkileyici, neden bazıları bizi güldürürken bazıları içimizi rahatsız eder? Bu yazıda, “kamera şakası” kavramına bilimsel bir lensle bakacağız ama teknik jargonu bir kenara bırakıp herkesin anlayacağı şekilde konuşacağız. Kamera Şakası Nedir? Gülmenin Görünmeyen Anatomisi Kamera şakası, genellikle bir kişinin haberi olmadan kayda alınarak, mizahi veya şaşırtıcı bir durumun yaratıldığı planlı bir mizah biçimidir. Psikolojide…
Yorum BırakMeccanilik Ne Demek? Toplumsal Yapıların Mekanikleşmesi Üzerine Sosyolojik Bir Bakış Toplumları anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, her dönemde beni en çok düşündüren sorulardan biri şudur: İnsan ilişkilerimiz ne kadar doğal, ne kadar yapay? Günümüz dünyasında duygularımız, değerlerimiz, hatta davranışlarımız bile birer sistemin dişlisine mi dönüşüyor? İşte meccanilik tam olarak bu dönüşümün adıdır — insanın ve toplumun giderek mekanikleştiği, duygusal sıcaklığın yerini işlevsel soğukluğun aldığı bir yaşam biçimi. Meccanilik, köken olarak “mekaniklik”ten türeyen bir kavramdır; ancak yalnızca makineleşme anlamına gelmez. Bu kavram, bireylerin toplumsal ilişkilerinde duygusal bağlardan uzaklaşıp işlevsel, çıkar temelli, sistematik davranış kalıplarına yönelmesini ifade eder. Başka bir deyişle, meccanilik…
Yorum BırakKaç Çeşit Cem Vardır? – Bir Psikoloğun Gözünden Kimliğin Katmanlarına Yolculuk “Bir insan kaç kişidir?” Bu soruyu kendime sıkça sorarım. Çünkü psikoloji, sadece davranışları değil, kimliğin akışkan doğasını da anlamaya çalışır. İnsan, sabit bir varlık değildir; değişir, dönüşür, adapte olur. Bu yüzden “Kaç çeşit Cem vardır?” sorusu, yalnızca bir isimle ilgili değildir — aslında hepimizin içinde barınan çoklu benliklerin gizemli oyunudur. Bir psikolog olarak gözlemim şu: Her Cem, bağlama göre yeniden doğar. İşte bu yazıda, Cem’in zihinsel dünyasına bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji merceğinden bakacağız. Çünkü Cem yalnızca bir birey değil, insanlığın aynasıdır. — Bilişsel Psikoloji Açısından: Zihinsel Kalıplar ve…
Yorum BırakGücük Nereye Bağlı? İnsan Zihninin Küçük Sancıları Üzerine Psikolojik Bir Analiz Bir Psikoloğun Merakı: Küçük Olayların Büyük Yankıları İnsan davranışlarını anlamaya çalışan bir psikolog olarak, çoğu zaman şu küçük ama derin soruların peşindeyim: “Neden bazı insanlar küçük bir olaydan büyük bir duygusal etki yaşar?” veya “Bir kelime, bir mimik, bir bakış neden içimizde uzun süre yankılanır?” İşte “gücük” tam da bu noktada ilgi çekici bir kavramdır. Günlük dilde genellikle “şişlik, küçük yara, rahatsızlık veren ufak durum” anlamında kullanılır; ancak psikolojik açıdan baktığımızda gücük, insan zihninde bastırılmış, küçük ama sürekli rahatsız eden duygusal izleri simgeler. Bu yazıda “gücük nereye bağlı?” sorusunu…
Yorum BırakGözaltı Mekânları: Kültürlerin Aynasında Özgürlüğün Sınırları Bir antropolog için her kültür, insanın düzen kurma çabasının farklı bir ifadesidir. Kimlikler, ritüeller ve semboller üzerinden toplumsal yapılar inşa edilir; tıpkı dilin, yemeklerin veya inançların bir kültürün aynası olması gibi, adalet anlayışı da bir toplumun kimliğini yansıtır. Gözaltına alınan kişi nerede tutulur? sorusu, yalnızca hukuki bir mesele değildir; aynı zamanda toplumsal düzenin, iktidar ilişkilerinin ve insanın özgürlük algısının mekânsal bir tezahürüdür. Bu yazı, gözaltı mekânlarını antropolojik bir mercekten, kültürel semboller ve sosyal ritüeller aracılığıyla inceliyor. Ritüel Olarak Gözaltı: Toplumun Sınır Deneyimi Her toplum, bireyin “dışarıdan” “içeriye” geçtiği anları belirli ritüellerle düzenler. Doğum, evlilik,…
Yorum BırakDisko Çek Valf Nedir? – Aşk, Strateji ve Akışın Dansı! Hayatta bazı şeyler vardır ki, görünüşte küçük ama etkisi devasa… Tıpkı sabah kahvesi gibi, ya da ilişkilere yön veren o minicik “trip” mesajı gibi. İşte disko çek valf de tam olarak böyle bir şey: Küçücük ama etkisi koca bir sistemin kaderini belirleyecek kadar büyük! Şimdi kemerlerinizi bağlayın çünkü hem teknik hem romantik bir yolculuğa çıkıyoruz. Hem de bol bol kahkaha ve “Aa ben de öyleyim!” dedirtecek kadar gerçeklerle dolu! Disko Çek Valf: Tek Yönlü Aşkın Mekanik Hali Diyelim ki bir ilişkinin içindesiniz… Biri çok konuşuyor, diğeri sadece dinliyor. Biri sürekli…
Yorum Bırak